Ana Sayfa Gazete Devir 16 OCAK 2021 – GAZETE DEVİR BAŞYAZI

16 OCAK 2021 – GAZETE DEVİR BAŞYAZI

İktidarın toplumun geneline hükümet edememesi acziyetiyle devleti milletin hizmetinden kaçırmaya tevessül etmesi, muhalefetin de iktidarı sadece eylemleri yönünden kuru kuruya eleştirip ortaya vizyoner bir gelecek programı koyamaması, çaresizlik içinde sorumluklarını her daim yerine getiren vatandaşın devlete karşı olan samimi hislerini, aidiyet duygusunu günbegün zayıflatmaktadır. Atatürk sonrası cumhuriyet yönetimleri boyunca ve özellikle Ak Parti hükümetleri döneminde devlet aygıtının bir avuç elit azınlığın emrine teslim edilmesi milletimizi sahipsiz bırakmıştır. Milletin bir araya gelerek oluşturduğu, meşru kıldığı bir yapı olan devletin, kendisini var eden unsuru olan millete karşı yasal bir zorbalık aracına dönüştürülmesi 21. yüzyılın koynunda yaşayan insanlarımızın hak etmediği bir davranıştır. İnsanlarımızın kanuna uygun adaletsiz vergiler karşısında yaşadığı ekonomik çaresizlikler başka nasıl açıklanabilir. Yapılan her anayasal düzenleme, ilan edilen her kanun karşısında sorumluklarını yerine getiren asil milletimiz neyi eksik bırakmış hangi vazifesinden kaçınmış da bugün hala açlık ve yoksulluk arasında çaresiz bir yaşam sürdürmeye mahkûm bırakılmıştır.

İktidarıyla muhalefetiyle politikacıların birlikte oynadığı siyaset oyunu milletimizi mutlu etmemektedir. Devlete dair yeni bir düşünce ve yaklaşım şekline siyasete dair yeni bir paradigmaya ihtiyaç vardır. ‘’Devlet babadır’’, ‘’devlet kutsaldır’’ yaklaşımı yerini ‘’garson devlet’’ ‘’hizmetkar devlet’’ modeline bırakmalıdır. Anayasada yer alan sözde kişi hak ve özgürlükleri yerini gerçek manada yapılacak toplumsal bir anayasal sözleşmeyle kişi-devlet, millet-devlet sözleşmesine bırakmalı, vatandaşın saygınlığı korunmalı ve vatandaş devletiyle karşılıklı bir haklar sorumluluklar sözleşmesine imza atmalıdır. Bu sayede putlaşma temayülündeki liderlerin devleti zorbalık aracı olarak kullanmasının önüne geçmek mümkündür. Kanunu olan devletten kanun devletine, anayasası olan devletten anayasal bir devlete geçişi kastediyoruz. Jandarma devlet veya polis devleti anlayışından tamamen zıt olarak kanunla kuşatılmış devlet ile hukuk içerisinde terbiye edilmiş bürokrasinin garson olarak yüce milletimize hizmet edeceği devlet modelinden bahsediyoruz.

Ak Parti hükümetlerinin bugün geldiğimiz noktada bürokrasideki tüm muhalif unsurları yok etmesi, şimdilerde de sivil toplum örgütlerindeki muhalif unsurları yok etmeye yönelik kanuna uydurulmuş değişikler yoluna gitmesi, Ak Parti’nin gidici olduğunu ve sonrasında ülkedeki her şeyin çok güzel olacağını dillendiren ancak bunu bir program eşliğinde sunamayan cılız muhalefeti, muhalif unsurları devlet sisteminin dışına itmektedir. Ak Parti devleti milletten, muhalefetten kaçırmakta kendisine muhalif her şeyi gayri kanuni görmek istemektedir. Bu tehlikeli yaklaşım yarınlarda iktidarın terki sorununu da beraberinde getirecek ve yandaş unsurlar demokratik tahammülsüzlükleri nedeniyle ülkeyi kaosa sürükleme hadsizliğini göstereceklerdir.

Gerçeklerden koparılmış milletimize tarihi bir sorumluluk bilinciyle aklıselim vatanperver siyasetçilerin, yurtsever düşünür ve halkçı yazarların milletimize öncü olması gerekmektedir. En büyük vazife bizzat Ak Parti’nin kendisine düşmektedir. Mahkemenin kadıya mülk olmadığı gibi devlette kimsenin malı olmamalıdır. Ülkenin tüm zenginliği derhal milletimize teslim edilmelidir. Bağımsız bir ekonomiye sahip olamadığımız bu topraklarda tam bağımsızlıktan söz etmek hayaldir. Milletimize zenginlik, refah, huzur vaat eden tüm karar alıcılar ulusumuzun içine düşürüldüğü utanç halinin sorumlusudur. Güçlü kılınması gereken devlet olmamalı milletin kendisi güçlü kılınmalıdır. Demokratikleşme güçlü devletten ziyade güçlü bir millet ile mümkündür. Bu sayede iktidar devletin gücünden kendine güç devşiremeyecek, muhalif unsurları tahakküm altına alamayacak, halkı ve bireyi tahakküm altında tutamayacaktır.

Güçlü millet, güçlü birey, güvenli bir gelecek…