Ana Sayfa Gazete Devir 19 ARALIK 2020 – GAZETE DEVİR BAŞYAZI

19 ARALIK 2020 – GAZETE DEVİR BAŞYAZI

Geçtiğimiz hafta iç siyaset ve dış politikada Türkiye ve İranlı yetkililerin karşılıklı söylemleriyle tansiyon yükseldi, yüzyılların dost iki ülke arasında sıcak gelişmeler yaşandı. Sonrasında İran Dışişleri’nden yapılan açıklamada, Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve İran Dışişleri Bakanı Zarif arasında yapılan görüşme sonrası iki ülke arasında “şiir kaynaklı” yanlış anlaşılmanın giderildiği belirtilmesine rağmen, İran Meclisi’nde 225 milletvekili ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’da okuduğu şiir nedeniyle ortak bir kınama metni yayımladılar. İranlı 225 milletvekilinin imzaladığı metinde, “Kendisinden iyi komşuluk, İslam dünyasının birliği, bölgede barış ve istikrarın tesisi beklenen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şaşırtıcı ve beklenmedik ayrılıkçı bir dil kullanmasını şiddetle kınıyoruz.” ifadelerine yer verildi. Diğer yandan İranlılar sosyal medya aracılığıyla Türk mallarına boykot çağrısı yaparken Güney Azerbaycan Türkleri de ‘Araz’ şiirini okuyup videosunu paylaşmaya başladı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken sağduyulu bir ses yükseldi, geçmişi ve bugünü özetleyen İran Meclisi Başkanlık Heyeti Sözcüsü Muhammed Hüseyin Ferhengi, Meclis Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de okuduğu şiire tepki gösteren İran meclisi milletvekillerini eleştirdi. Ferhengi “Bugün Meclis kürsüsünde çok garip ifadeler kullanıldı ve bunlar karşısında şaşırdık. “Düşman, Müslüman ülkeler arasında tefrika oluşturmanın peşinde. Komşular olarak hedeflerine ulaşmalarına izin vermemeliyiz. İran ve Türkiye bölgede çok güçlü komşulardır. Birlikte hareket ettikleri hususlarda düşmanlarımızın komploları kesin olarak başarısız oldu. Herkesi yanlışlarını kabul etmeye ve birliğe davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Peki ne olmuştu da tüm bu gelişmeler yaşandı? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ermenistan işgalindeki Azerbaycan topraklarının kurtarılması dolayısıyla Azerbaycan’daki Azadlık Meydanı’nda düzenlenen Zafer Geçidi Töreni’nde konuştu. Burada Şair Bahtiyar Vahapzade’nin ‘Topraktan pay olmaz’ şiirinden bir bölüm okuyan Erdoğan, Karabağ’ı 30 yıllık hasretin ardından ana vatanla buluşturan Azerbaycan ordusunun neferlerini tebrik ederek, onları dualarla cepheye gönderen anaların ellerinden öptüğünü söyledi. Dün Başkan Erdoğan, ‘Aras, türküsünü daha güçlü çığıracak. Karabağ şikestesini okuyan nefesler daha yüksek daha güçlü çıkacaktır’ ifadelerini kullanarak, Aras türküsünün sözlerini okudu:

“Aras’ı ayırdılar kum ile doldurdular; ben senden ayrılmazdım zor ile ayırdılar, ey Lâçin, can Lâçin, men sene kurban Lâçin.” Erdoğan’ın okuduğu şiirden rahatsız olan İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise ‘Erdoğan’a Aras’ın kuzeyindeki bölgelerin İran ana vatanından zorla ayrılmasına atıfta bulunduğu bilgisi verilmedi, kimse sevgili Azerbaycan’ımız hakkında konuşamaz’ derken Ak partili Ömer Çelik İranlı yetkililer için “pusulalarını kaybetmişler” ifadesini kullandı.

Yaşanılan tartışmalara MHP Genel başkanı sayın Devlet Bahçeli de müdahil olarak, “Güneşi balçıkla sıvamak akıl karı mı? 1828 Türkmençayı Antlaşması’ndan beri var olan zorlama statükoyu kabul etmek Türklüğün vicdanında karşılık bulur mu? Aras’ı ayırmadılar mı? Umutları ayırmadılar mı? Bu kadar rahatsızlık duyulmasının izah ve ifadesi nasıl yorumlanmalıdır? Bilinsin ki, Ötüken’in stratejik aklı köreltilemez, kutlu hedeflerinin üzeri çizilemez. Geçmişte demiştim, yine diyorum: Yavuz ne kadar Türk ise Şah İsmail’de o kadar Türk’tür. İkisi de Türk büyük hünkârıdır. Cem de bizim semah da… Cami de bizim Cemevi de… Ankara ve Bakü neyse Horasan, Erdebil, Isfahan bizim gözümüzde odur. Türk, Türk’e hasım edilemez.” İfadelerini kullandı.

Tüm bu konuşmalar karşılıklı açıklamalar adeta uçurumun kenarında çiçek toplamak gibi, eğlenceli olduğu düşünülen fakat içerisinde ciddi risk barındıran açıklamalardır. Hele hele küresel emperyalizmin bölgemizde ulus devletlerin varlığına tahammül edemediği ve Türkiye ile İran gerçeğini içine sindiremediği hesap edildiğinde hem Türk hem İranlı yetkililerin Aras Nehri’nin iki yakasına yönelik söylemlerinde çok titiz davranmaları gerekmektedir. Sayın Bahçeli’nin açıklamalarında bahsettiği Türkmençay Antlaşması Kaçar hanedanlığı ile Rusya arasında yapılmış ve Aras Nehri’nin iki yakası Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak ayrılmıştır. Zaten şiirde de bahsedilen Türk’ün Türk’ten ayrı düşmesinin hüzünlü hikayesidir. Güney Azerbaycan toprakları her ne kadar bugün İran toprakları olarak bilinse de esasen İran toprakları 900 yıl boyunca Türk hanedanlar, şahlar tarafından yönetilmiştir. Ta ki Şah Rıza Pehlevi’nin 1926’da idareyi ele geçirip hanedanlığını kurmasına değin İran toprakları Türkler tarafından idare edilmiş bölgedeki Türk ve Fars halkları Şii mezhebi temelinde dayanışma içerisinde varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Bugün Türk politikacıların Azerbaycan’ın güneyi ile birleşmesi gerektiğini düşünmemelerini kendilerine tavsiye ediyoruz. Böylesi bir söylem eyleme dönüştüğü anda Batı devletlerinin bu durumdan son derece kazançlı çıkacağı muhakkaktır. İran yönetimi için Güney Azerbaycan bölgesi hassas bir konudur ve bu nedenle itiraz sesleri yükselmiştir. Ancak ne var ki her iki ülke yöneticilerinin iki yüz yıl önce yaşanılan Türk’ün hüzünlü ayrılık hikayesinden bugünün koşullarında politik kazanımlar çıkarmak istemesi en basit tabirle gaflettir. İran ve Türk halklarına, Aras’ın iki yakasında yaşayan tüm inanç sahiplerine bu haksızlığı yapmak kimsenin haddi olmamalıdır.

Türkiye ve İran yönetimi arasında var olan gerek sınır kardeşliği gerekse tarihi kardeşlik bağları içinde bulunduğumuz yüzyılda da aynen korunmalı, kesinlikle ve kat’iyetle ihtilafa düşülmemelidir.