Ana Sayfa Spor Life SÖR YELKENBİÇER

SÖR YELKENBİÇER

Ekim ayında, yazı aratmayan bir havada Çeşme Sonbahar Trofesi’nde harika bir yarış ekibine şahit oldum. İçlerinden birine Merkez Hakem Kurulu Başkanım “Sör” diye seslenince “tamam” dedim “hem mavi tutkunu, hem centilmen bir yarışçı”. Soyadını duyunca bana hak vereceksiniz. Ata’dan, dededen yelkenci olmak ne büyük onur ve şans. Yelken camiası onu tabii ki tanıyor. Spor Life okuyucuları, Mehmet Ali Yelkenbiçer’i sizlerle tanıştırmama izin verin.

• Soyadınız kıskanılası. Hem mesleğiniz, hem hobiniz, hem aile yadigârınız.

Yelkenbiçer isminin kelime anlamı yelken yapımcısı, İngilizcedeki “sailmaker” yani.Osmanlı döneminde hiç kimsenin soyadı yokken, insanlar, lakap, takma isim, babalarının isimleri veya meslekleri ile anılırlarmış. Yelken yapımcılığı 1800’lü yıllarda aile mesleğimizdi ve ailem de Yelkenbiçer lakabı ile anılırmış. Elimizde herhangi bir belge olmamakla birlikte, aile büyüklerimizden duyduklarımız kadarı ile mesleğimiz büyük-büyük babam ile birlikte, o dönemde Osmanlı toprakları olan, günümüzde Yunanistan’a ait Girit adasında başlıyor. Osmanlı’nın son dönemlerinde adadaki isyanlar neticesinde ailem İzmir’e kaçıp yerleşmek zorunda kalmışlar. 1923’de cumhuriyetin ilanı ile birlikte benimsenen modern yasalar neticesinde “Yelkenbiçer” lakabını soyadı olarak almışlar.

• İlk Yelkenbiçer soyadını alan Büyükbabanız ile kurumsallık başlıyor o halde.

Büyük babam İbrahim Yelkenbiçer (Kandiye 1885-1961) iyi bir yelken yapımcısı ve balıkçılık ve taşımacılıkta kullanılan birkaç tekneden oluşan filonun sahibiydi. 7 çocuğunun birçoğu meslek ile ilişkiliydi. Taşımacılık işinde liderliği ispatlamak, Konak-Karşıyaka arası taşımacılık işi sırasında yarışmak suretiyle olurmuş, bizim aile liderliklerini her zaman korumuşlar. Babam Recep Yelkenbiçer,(1933-2007) Türkiye’de modern yelkenciliğin öncülerinden. Uzun yıllar yelken sporunun duayenlerinden oldu. Şarpi, Snipe, Fd, Dragon sınıflarında yarışmış, yarıştığı her sınıfta şampiyonlukları hiç bırakmamış, 50 veya daha fazla kez milli olmuş. Meslek bilgisi ve yarışlarda elde ettiği başarılar ile birlikte anılır.

• Gen aktarımının en büyük örneği Yelkenbiçer ailesi olsa gerek.

Evet, Örneğin büyük abim Nusret Yelkenbiçer (1961) genç yaşlarda Optimist sınıfında yelkene başladı. Sırasıyla, Cadet, Finn, Dragon sınıflarında yarıştı, çeşitli sınıflarda bir çok kez Türkiye şampiyonluğu vardır ve 50 den fazla Milli Takım’a seçilmiştir. Elbette genç yaşlarda yelken yapımcılığı ile uğraştı. Denizcilik Yüksek Okulu’nu bitirdikten sonra uzak yol kaptanlığına devam etti.

• Tüm abiler mavi tutkunu mu?

Bir diğer örnek de diğer abim Levent Yelkenbiçer (1962) 1994 yılında aile şirketini kurmamızla birlikte ekibimize dâhil oldu. Elbette küçük yaşlarında o da, yaz tatillerinde babam ile birlikte çalışırdı, ancak şirket kuruluşundan sonra profesyonel olarak işe dâhil oldu. Şimdi emekli. Levent, yelken sporu ve denizcilik ile genel olarak ilgilenmedi.

• Siz?

Ben M.Ali Yelkenbiçer (1969) yelken sporuna 7-8 yaşlarında Optimist sınıfında başladım. Bu arada yaz tatillerinde hem yarışlara giriyor , hem de boş zamanlarımda atölyede babama yardımcı oluyordum. Yarıştığımız dönemde arkadaşlarımın yırtılan yelkenlerini toplayıp, o dönemde ailenin ustabaşı olan halama getirip, birlikte tamir ederek, harçlığımı çıkartıyordum. Elbette bu durum yelken yapımcılığı işini profesyonel meslek olarak benimsememde büyük etken olmuştur. Diğer yandan sırası ile Cadet, Dragon,Wind surf, Finn sınıflarında yarıştım. Aile geleneği olduğu gibi bir çok şampiyonluk kazandım. Özellikle Finn sınıfında oldukça iyi durumdaydım Türkiye Şampiyonluğu’mun yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupaları da dahil olmak üzere ulusal ve bölgesel düzeyde pek çok yarış kazandım. 28 defa Milli Takım’da ülkemi temsil ettim. Mesleki olarak da, genç yaşlarımda kendi başıma da işler almaya, projeler yapmaya ve elbette babamın bizlere aktardığı derin bilgisi ve iyi eğitimi ile tekniğimi geliştirmeye başladım.

• Özel bir aile. Nesilden nesle başarı hikayeleri süregelmiş. Sizden sonra ?

Ne mutlu ki mavi tutkunu bir oğlum var. Bora Yelkenbiçer(2003). Bora, ailemizin en genç yelkenci üyesi. 4 aylık iken ilk defa denize çıktı. İlerleyen yaşlarında bir çok kez de dümen tuttu. Benim de yöneticisi olduğum dönemde KSK Yelken’de Optimist ve Laser’e bindi. Birkaç kez yat yarışlarına da birlikte katıldık. Şu an 17 yaşında. Günümüzün tüm delikanlıları gibi okul, hazırlık, sınav vs. telaşları ile boğuşuyor. İleride üniversite eğitimini kolaylayınca mesleğe ilgisi artacaktır diye umuyorum.
Bir de Recep Yelkenbiçer Junior’umuz var (1997) Babamın ismini taşıyor yeğenim. Levent abimin oğlu. Yakında mekatronik mühendisi olarak mezun olacak. O da KSK Yelken de Optimist ve Laser yaptı sonra eğitimine ağırlık vermek zorunda kaldı. Yaklaşık bir yıldır, okulunun yanı sıra benim ile birlikte çalışıyor. Yavaş yavaş sağ kolum olma yolunda emin adımlarla ilerliyor

• Peki eşiniz? Nasıl karşıladı bu mavi tutkunuzu? O da eşlik ediyor mu size yelken sporunda veya profesyonel hayatınızda?

Eşim mutlu ve en büyük destekçim ancak, eşimle birlikte, denizde ve yarışta birlikte olamıyoruz ne yazık ki. Bazı insanların bünyesi, denizde salınmaya müsait olamıyor. Eşim de bu şanssız gurupta maalesef. Fakat yarış sonrası ödül töreninde birlikte kupa kaldırıyoruz elbette.

• Yelkenbiçer şirketi ?

1994 yılında yine babam ile birlikte Yelkenbiçer Denizcilik Şirketi’ni kurdum. Fiili olarak meslekte babamın çıraklığını yaptığım dönemi de sayarsak 40 yıldır birçok projeye imza attım. Sanırım bu güne kadar binlerce yelken ürettim.

• Tahmini kaç bin?

Bilgisayarımda 1995 yılından bu yana, kendi yaptığım en az 2-3 bin adet yelken dizaynı var. Bunların bir kısmı tekrar eden one-design yelkenler. Mesela, aynı optimist yelkeninden birkaç yüz tane üretiliyor. Bazıları da deneme tasarımları, yani dizayn yapılıyor ama çeşitli sebeplerle üretilmiyor. Bilgisayar dönemi öncesi elde ürettiğimiz de epeyce yelken var elbette. Geçmiş 30 yılın muhasebesini yapmak kolay değil ama en az 3-4 bin sanırım.

• Teknoloji’yi yelken imalatında ve yelken sporunu icra ederken nerelerde, nasıl kullanıyorsunuz?

1995 yılından bu yana bilgisayar teknolojisi ile üretim yapıyoruz. Üretim aşamasında yelken tasarımı, aerodinamik analizi, statik analizi ve kesimi bilgisayar ortamda özel yazılımlarla yapılıyor. Bu sayede yelken daha bilgisayar ekranındayken nasıl bir performans gösterecek, kaç knot şiddetinde rüzgâra dayanabilecek biliyoruz. Bilgisayar teknolojisi ile imalat hızımız ve standartlarımız da epeyce hızlanarak arttı elbette. 2010 Yılında Amerikan Ullman Sails firması ile lisans anlaşması yaptık ve yelkenlerimiz o zamandan beri Ullman Sails markasını taşıyor. Genç yaşlarda yarışırken idolüm olan dünya şampiyonu Amerika’lı yarışçı ve yelken üreticisi Dave Ullman’ın markasını, know-how ve standartlarını almak beni mesleki olarak en geliştiren konuların başında geliyor elbette.

• Geçtiğimiz ay; Seyr-ü Ofis başlığı altında bir denizci dostumuzu misafir etmiştik. Görülüyor ki pandemi şartları öncesi ve günümüzde home office yerini, karavan, çadır ve tekne gibi ilgi alanlarımızı da yaşayacağımız, huzur ile çalışacağımız ortamlara bizleri yöneltti. Görüşünüz nedir? Kayıkta da üretip, çalışılabilir mi? Teknik ve teknolojik olarak şu da olmalı dediğiniz, yenilikçi adımlar var mı aklınızda?

Tanıdığım birçok kişi var ,ofis çalışma ortamlarını Gökova koylarına taşımış durumda. İşi ofise sığdırma şansı olan herkese böyle yapmalarını öneririm. Benim işim atölyecilik, imalatçılık olduğu ve üretmek için büyük saha ve makinelere ihtiyaç duyduğumdan, böyle bir şansım yok maalesef. Türkiye olarak çok şanslı durumdayız ve teknolojik olarak her türlü yenilik icat edildiği anda ulaşılabilir oluyor bizim için. İnsanlar denizde yaşamaya alıştıkça, ofisleri de Ege ve Akdeniz’in koylarına taşınacaktır.

• Yelken dışında? Motor tutkunuzu biliyoruz? Rüzgâr yine yanınızda?

41 yıldır aynı iş ve hobi ile uğraştığımdan, biraz rutinin dışına çıkmam gerekiyordu. Elbette rüzgâr da yüzüme çarpmalıydı bir şekilde. Ayrıca motosiklet de tekne kullanmak gibi teknik ve eğlenceli bir hobi. Benim gibi pek çok kişi, ülkemiz şartlarında tehlikeli bulur motosikleti. Bu yüzden oldukça iyi eğitimler alarak çıktım yola. Özellikle uzun yol yapmayı seviyorum. Geçen yıl 19 Mayıs’ın 100. Yılı’nı kutlamak için Samsuna kadar gidip, orada, yine kutlamalar için bulunan yelkenci dostlarımla buluşmuştum.

• Bir dehliz gibisiniz. Saatlerce konuşsak, sayfalarca yazsak bitmeyecek. Son olarak hayata yetebiliyor musunuz? Keşkeleriniz, hayalleriniz, hedefleriniz?

Tutku anahtar sözcük sanırım. Hedefim, daha iyisi, daha güzeli, daha çoğu, daha hızlısı, daha doğrusunu yapmak üzere. Sınır yok, bu günden bir adım ileri sadece. Keyifli ve dinamik bir yolculuk bu.

*Renkli fotoğraflar Seden Erdi’ye aittir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz