Ana Sayfa Devir BEYİN FIRTINASI HER ŞEYDİR

BEYİN FIRTINASI HER ŞEYDİR

“Çok fazla okuyan ve beynini çok az kullanan bir adam, basit düşüncenin tembel alışkanlıkları içinde kalır.” demiş Einstein.

Ne demek istemiş yüzyılın dahisi, kitap okumak sanıldığının aksine gelişim için faydalı ve yeterli değil mi acaba? Aslında cevap sorumun içinde birazcık da; yani faydalı ama yeterli değil.

Gözünüzde bir canlandırın; televizyonda herhangi bir programda kendini tanıtan insanlara bakın veya yoldan geçen birine; kitap okuyor mu, TV izliyor mu, bir sorun bakalım. İstisnasız cevap aynen şöyledir, kitap okuyorum, spor yapıyorum, TV’de belgesel izliyorum. Sanırsınız, dünyanın en entelektüel, en sportmen, en kültür seviyesi yüksek insanlarının yaşadığı bir ülkedeyiz.

Genele baktığımızda, gelir seviyesinin ne yazık ki çok aşağılarda kaldığı, kitap fiyatlarınınsa neredeyse 1 kilo et parasına yaklaştığı, okumak istese dahi olanakların çok kısıtlı olduğu güzel ülkemin, bu güzel insanlarına benim sorum şu olacak; diyelim ki, okuyacak kitabımız var, peki, okuduğun kitabın verdiklerini kendi içinde yaşayıp, hayatında yorumluyor musun, yoksa sadece kuru kuruya bir okuyucu musun? Bu “ben iyi bir bilgisayar kullanıcısıyım” demeye benziyor. Peki, program yapabiliyor musun, yeni bir şeyler deneyip üretebiliyor musun, yoksa sadece kullanıcılıkta mı kalıyorsun?

Bilgisayarların yeni çıktığı, henüz klavyeye bile dokunmaya korktuğumuz yıllarda, kullanıcılık önemliydi, ama bugün artık klavye kullanmak, kelimenin tam anlamıyla çocuk oyuncağı oldu.

İnanın kullanma işini bebekler de yapabiliyor, hele de bugünün çocukları bilgisayarla yatıp, tabletle uyanıyorlar, neredeyse yeni gelişmeleri onlardan öğrenecek hale geldik.

Bir gün oğlumuzu da alıp arkadaşlarımıza gitmiştik (Ki oğlum o zaman iki yaşındaydı.), arkadaşımız Amerika’da bilgisayar mühendisliği okumuş, o dönem önemli bir firmanın bilgi işlem müdürü, şimdiyse aynı firmanın Ortadoğu temsilcisi ve Dubai’ de görev yapıyor.

Bilgisayarı büyük ekran TV’ye bağlamışlar oğlum oradan çizgi film izliyor, bölümleri kendi seçiyor, yani klavye onda. Biz yetişkinler sohbet ediyoruz ama ben “Ne de olsa çocuktur, bir zarar vermesin.” düşüncesiyle tedirgin bir şekilde gözümü oğlumun üzerinden ayırmıyorum. Sonra bir baktık, ekran karardı ve siyah ekran üzerinde sol üst köşede bir kibrit kutusu büyüklüğünde teknik terimlerle dolu bir yazı, bir tuşa bastı ve yaptı, ben bozmuş olmasından korktum. Arkadaşımızsa ne dedi biliyor musunuz, “İnanmıyorum, ben bunca yıldır bu işin içindeyim, bilgisayarla ilgili çok önemli bir bilgi olan bu yazının, bu şekilde ekranda konumlanması, bir iki tuşla bunu nasıl yaptı, hayretler içindeyim!” Bu durum karşısında oğlumuzun Einstein zekasına sahip olduğu sonucunu çıkartmadık elbette.

Sözün özü, kullanıcılık kolaycılıktır, bir çocuğun bile tesadüflerle de olsa kullanabildiğini görürüz, önemli olan elinizdekini yönetip yeni oluşumlar yaratabilmek. Bizler, ne yazık ki; soru sormanın, fazla merakın hoş karşılanmadığı bir kültürden geliyoruz. Diğer tarafta fırsatlar ülkesi tabir edilen ülkenin başkanı “Sadece kullanıcı olarak kalmayın, kurcalayın, uğraşın, program yazmaya çalışın.” diyerek, insanları, özellikle gençleri teşvik ediyor, “Basit kullanıcı olarak kalmayın, oyun oynayarak vakit kaybetmek yerine, üretin, kafa yorun.” diyor, gençleri bilişime, beyin fırtınasına davet ediyor. Bizim yöneticilerimizse, “Beyninizi fazla yormayın, düşünmeyin, rahat olun, beyin fırtınası da neymiş.” diyorlar.

Gelelim Einstein’in sözüne; “Çok fazla okuyan ve beynini çok az kullanan bir adam, basit düşüncenin tembel alışkanlıkları içinde kalır.”. Okumak tabii ki faydalı ancak, sormadan, sorgulamadan, araştırmadan, kendi kendimize ya da başkalarıyla beyin fırtınası yapmadan, sadece okumak yeterli değildir.

Unutmayın beyin fırtınası her şeydir, daima ileriye açılan kapıdır.